Cemal Süreya’dan

Öyle uzaktan seviyorum seni

Elini tutmadan

Yüreğine dokunmadan

Gözlerinde dalıp dalıp gitmeden

Şu üç günlük sevdalara inat

Serserice değil adam gibi seviyorum

Öyle uzaktan seviyorum seni

Yanaklarına sızan iki damla yaşını silmeden

En çılgın kahkahalarına ortak olmadan

En sevdiğin şarkıyı beraber mırıldanmadan

Öyle uzaktan seviyorum seni

Kırmadan

Dökmeden

Parçalamadan

Üzmeden

Ağlatmadan uzaktan seviyorum

Öyle uzaktan seviyorum seni;

Sana söylemek istediğim her kelimeyi

Dilimde parçalayarak seviyorum

Damla damla dökülürken kelimelerim

Masum beyaz bir kağıtta seviyorum… ……

 

 Cemal Süreya

Şimdi biz neyiz biliyor musun?

Akıp giden zamana göz kırpan yorgun yıldızlar gibiyiz.

Birbirine uzanamayan

Boşlukta iki yalnız yıldız gibi..

Acı çekiyor ve kendimize gömülüyoruz.

Bir zaman sonra batık bir aşktan geriye kalan İki enkaz olacağız yalnızca

Kendi denizlerimizde sessiz sedasız boğulacağız

Ne kalacak bizden? Bir mektup, bir kart, birkaç satır..

Ve benim şu kırık dökük şiirim Sessizce alacak yerini nesnelerin dünyasında..

Ne kalacak geriye savrulmuş günlerimizden

Bizden diyorum, ikimizden

-Ne kalacak?…

Murathan Mungan

SEVGİ


Sevgi; önce ‘ben’ yerine önce ‘sen’ diyebilmek , kendinden önce onu, onun mutluluğunu düşünebilmektir.Onun yanında huzur bulmak, güven duymak, her ne olursa olsun yanında olacağını, seni seveceğini bilerek ‘kendin’ olmaktır
Sevgi; sevdiğinin yüreğinin güzelliğine ve sevdasına inanmak Onu mutlu etmek uğruna zevkle emek etmektir. Sevdiğinin gözlerinde kaybolmak bedeninde bir olmaktır.
Sevgi; sevdiğine saygı duymak Varlığından gurur duymaktır. Kahkaha kadar gözyaşınıda sohbetler kadar sessizliğide büyük bir zevkle paylaşmaktır.
Sevgi; sadakat, vefa, bağlılıktır, sorumluluk, özveri, şefkattır.
Sevgi;  anlayış, hoşgörü, sabırdır.
Sevgi; tutku, cesaret, risktir.
Sevgi; bakmak, dokunmak, söylemektir. Yaşatmak, yaşamak, göze almaktır.
Sevgi;  umuttur, soluktur, hayattır. Bir bedende bütün olmak, birlikte çoğalmaktır.
Sevgi; yüreğinle gülümseyebilmek, insan olabilmektir..

Kadın susarak gider!

Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için. Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez. Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der. Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar…. Ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir. Kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar. Bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar. Sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır. Genellikle ne cevap alır? Abuk sabuk konuşma! Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır. Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez. Bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının. Yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur. Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur.

Kadın susarak gider!

En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir. O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir. Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir. Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir. Kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir. Her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider. Ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, artık o kadındır. Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir.

Kişi sevdiğini özler

Kişi sevdiğini özler; özledikçe içinde gizler; gizledikçe aşk çoğalır; çoğaldıkça yüreği taşırır; taştıkça acı verir; acı verdikçe hasret doğar; bunları aşktan nasibini almamamışlar inkar eder… aşka hayatını adamışlar gururla söyler…

İŞTE BEN BUYUM


Düşlediğim kadar insanım, insan olduğum kadar hatalı, hatalı olduğum kadar gerçeğin peşinde…
işte ben buyum.
Kelimeler bazı şeyleri anlatır.
Ama her şeyi yaşatmaz.
Bazen ben bile yabancı olurken kendime, sana nasıl anlatırım ki beni?
Neşeliyim diyeceğim, belki suratsızlığıma denk geleceksin…
Espriliyim diyeceğim, belki ağlamalarıma denk düşeceksin…
Özgürüm diyeceğim, belki tutsaklımlarımda yakalayacaksın beni…
Kendimi anlatıp da bir kalıba sığdırmak istemem düşüncelerimdeki beni.
Bazıları için herhangi biri..
Bazıları için vazgeçilmez biri..
Düşlediğim kadar insanım, insan olduğum kadar hatalı, hatalı olduğum kadar gerçeğin peşinde.
İŞTE BEN BUYUM…..